Alzheimer Hastalığı

Beyin fonksiyonlarımızın en gelişmiş olanları dış dünyadan gelen bilgiyi öğrenmemizi sağlayan bellek; konuşma, anlama, okuma ve yazma fonksiyonlarımızı sağlayan lisan; yer-yön bulmamızı sağlayan görsel uzamsal fonksiyonlardır. Bu alanlardan birden fazlasının yavaş, ilerleyici bir şekilde bozulmasına ‘demans’ denilmektedir. Demans kelimesi Türkçeye bunama olarak çevrilmektedir. Demans diyebilmemiz için beynimizin kazanılmış fonksiyonlarının sonradan yitirilmesi ve ilerleyici bir hastalık olması gereklidir. 

Demans hastalarının %70’den çoğunu Alzheimer hastaları oluşturmaktadır.  Başka bir ifade ile Alzheimer hastalığı pek çok demans sebebi hastalıktan sadece biridir. Tüm demans sebeplerinin en sık gözlenenidir ve bazı özellikleri ile diğer demans sebebi hastalıklardan ayırt edilebilmektedir. 

Alzheimer hastalığı genelde ileri yaş hastalığı olarak bilinmektedir. Ülkemizde Alzheimer hastası sayısı nüfusun yaşlanması ile son 20 yılda çok artmıştır ve son istatistiklere göre ülkemizde 600 binden fazla demans hastasının bulunduğu tahmin edilmektedir. Alzheimer hastalığı sıklığında yaşanan, salgın hastalık benzeri bu artışın sebebi dünya nüfusunun hızla yaşlanmasıdır. Hastalık özellikle 60 yaş sonrasında giderek artan bir sıklıkta ortaya çıkmakta, 60 yaş üstü nüfusta yüzde 5 olan sıklığı, 70’li yaşlarda yüzde 15 ve 80 yaş üstünde yüzde 30 üzerine çıkmaktadır. Yani 80 yaş üstü yaşayan her üç kişiden biri Alzheimer hastalığına yakalanmaktadır. 

Alzheimer hastalığında beyinde hücre içi ve hücre dışında biriken bazı proteinler nedeniyle beyin dokusunda hücre (nöron) kaybı gelişmektedir. Hücre dışında, yani hücreler arası boşlukta amiloid plaklar ve hücre içinde nörofibriler yumaklar oluşmaktadır. Bu birikim giderek artarak hücre kaybı ve beyin küçülmesi ile sonuçlanır. İşte bu yüzden hastalığın belirtileri de yıllar içerisinde ilerleyici bir fonksiyon kaybı ile seyretmektedir.

Alzheimer hastalığının ilk açık belirtisi unutkanlıktır. Aslında bu bilinen şeylerin unutulmasından önce ilk olarak bir öğrenme güçlüğü şeklinde başlar. Hastalar bu durumu çoğu zaman fark etmezler ve kabul etmezler. ‘Benim bir şeyim yok. Zorla getirdiler. Israr ettiler.’ Derler.  Unutkanlık şikâyeti zamanla artar. Yeni bilgilerin yanında yıllar içerisinde eski bilgiler de unutulmaya başlanır. Erken evrede hastalar günlük işlerini ve yaşam aktivitelerini kendileri yapabiliyorken, yıllar geçtikçe desteğe ihtiyaç duyarlar. Seyir çoğu hastada her 3-5 yıl içerisinde bir evre ilerleme eğilimindedir. Bir ölçeğe göre hastaları erken evre, orta evre, orta-ileri ve ileri evre olmak üzere 4 evrede değerlendiriyoruz. Orta evreden itibaren muhakeme yeteneği bozulmaktadır. Kaybolma, kıyafet giymekte zorlanma, uzak tanıdıkların unutulması orta evrenin özellikleridir. Bu sırada sıklıkla tabloya uykusuzluk, gece uykularının bölünmesi, davranış problemleri, ilgi kaybı, bazen sinirlilik, gerginlik, hayaller görme gibi belirtiler eklenir. Bazen davranışsal belirtiler ön plandadır ve bunlar esas bakıcı yükünü artıran faktörler halini alabilir. Orta evreden sonra günlük yaşam aktiviteleri giderek ilerleyici bir şekilde bozulur. Son evrede hasta konuşamaz, yemek yiyemez, idrar ve gaita kontrolünü kaybetmiş, yürüyemez yatağa bağımlı hale gelir. 

İlk tanıdan itibaren ilaç tedavisi başlanması önemlidir. Hastalığın kesin bir çözümü yoktur ama ilaç tedavileri ile süreç yavaşlatılabilir. Hastalığın tanısından itibaren Nöroloji takibi pek çok açıdan gereklidir. Tedavide hastalığı yavaşlatıcı ilaçların orta düzeyde ama kesin bir etkisi vardır. Davranışsal belirtiler için ilaç kullanmak gerekebilmektedir. Hekim önerileri hastalığın her aşamasında değerli ve yol gösterici olması açısından da gereklidir. 

© Copyright – All right reserved.