Uykunun Önemi

Uyku halen pek çok yönünü bilmediğimiz çok değerli, vazgeçilmez, iyileştirici bir yaşam parçasıdır. Bedenimizin ve zihnimizin dinlenmesi, kendini yenileyip onarması ve yenilenmesi için mucizevi bir süreçtir. Spor yaparken, maraton hazırlığı dönemlerinde, çok sıkı antrenman yaptığım dönemlerde, bacaklarım yorgunluktan tutmaz olur, tüm kaslarım ağrı içinde kalırdı. Ağrı ve yorgunluğun güzel bir uykudan sonra tamamen geçmesine hep şaşırırdım. 

Beynimizin öğrenme sürecinde olayları sıralaması, tekrarlaması ve organize etmesi, bir araya getirmesi, eski bilgileri yeni öğrenilenler ile birleştirerek kalıcı hafızamıza aktarması uyku sayesinde mümkündür. Uyku süresinin günlük ihtiyaçlarımızdan birkaç saat bile kısa olması süreklilik kazanırsa hem bedensel hem de zihinsel fonksiyonlarımız alt üst olur. Bu yüzden uykunun kayıp zaman atfedilmesi kesin olarak yanlış bir bilgidir. Burada aslında geçmiş bilgiler yahut bilge öğretiler ile de aslında bir çelişki yoktur. Gereğinden fazla uyku, düzensiz uyku, gündüz uyuklamalar gereksiz ve yararsızdır. Öğrencilerin kısa zamanda okumaları ve öğrenmeleri gereken çok şey olduğu zamanlarda -örneğin sınav dönemlerinde- az uyumak için kahve, çay, ilaç vs destekleri ile uyku düzenlerini bozmaları sadece gereksiz bir çaba olmayıp, aksine öğrenme sürecini ve hedeflenen akademik başarıyı olumsuz etkilemektedir. 

Düzenli olarak günde birkaç saat verimli çalışıldığında başarılamayacak herhangi bir iş olduğunu sanmıyorum. Dalgalar devasa kayaları ufak ufak dokunuşları ile yıllar içerisinde kum haline getirirler. 

Ama önemli olan esas nedir? Gerçekten yaşamanın amacı uyku mudur? Şu kısa hayatımızın üçte birini uykuda geçirerek yazık etmiyor muyuz? Einstein 3 saat, bilmem hangi mucit 4 saat uyuyormuş, biz de az uyursak zirveye çıkabiliriz. Çok çalışmalı ve az uyumalıyız öğretileri bana kalırsa bir yığın zırvalıktan başka bir şey değil. Neden çok çalışmalıyız ki? Güzel yumuşak bir uykudan neden tad almayalım. Uyandığımda berrak, parlak bir zihin ile dünyayı daha net ve güzel görüyorum. Bu çok güzel. Uykusuzluk sürem uzadıkça gerginliğim artıyor, olayları birbirine karıştırmaya başlıyorum. Gençliğimde bir uyku düzenim yoktu. Sonrasında da stresli olduğum dönemlerde uyku problemleri yaşadım. Ama en mutlu olduğum ve en üretken olduğum dönemler – ki ikisi aynı dönemleri içeriyor- hep güzel, kaliteli uyuyabildiğim dönemler olmuştur. 

Elbette hepimiz bir şeyleri başarmak, bir yolda yürümek, bir hedefe ulaşmak için çaba göstermek istiyoruz. Bu çok güzel bir şey ve varoluşumuzu ortaya koymaya çalışmak gerçekten doyurucu bir mutluluk getirir. Ama işin aslı şu ki: fizyolojik bedensel ve zihinsel ihtiyaçlarımızı göz ardı edersek ne istediğimiz hedefe ulaşabiliriz, ne de mutlu olabiliriz. 

Bunlar bir ve aynı şeyler. Mutlu olmak için yaşıyorum, yazıyorum, çalışıyorum. Bunu diğerleri takip ediyor. Mutlu olmam için öncelikle akıl ve beden sağlığımı korumalıyım. Bunlar için pek çok şeye dikkat etmem gerekiyor. Beslenme, spor, uyku, istirahat, çeşitli hobiler, aile, çalışma ve üretme, dostlar, eğlence, sosyal ve üretken bir yaşam. 

Karnım aç olduğunda mutlu olmam mümkün değil. Aynı şekilde uykusuz olduğumda, yorgun olduğumda da öyle. Acıkınca yemek yiyorum, yorulunca dinleniyorum. Hunharca değil, kendimi yormayacak kadar parça parça çalışıyorum. Her gün birkaç saat, sonra diğer işler ve meşguliyetlerim ile zihnimi ve bedenimi bir sonraki güne hazırlıyorum. 

Uyku düzeninin önemli olduğunu ve bunun fizyolojik bir ritim olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Bunu kabul etmeden söylenecek veya yazılacak diğer şeylerin pek bir önemi yok. Beyinde hipotalamus denilen mercimek büyüklüğündeki eski bir yapı içerisinde suprakiazmatik çekirdek içine yerleşmiş saat hücreleri bu işi organize etmek, uykunun ritmisitesini ayarlamak üzere özelleşmiş durumda. Alzheimer hastalığında bu hücreleri kaybediyoruz ve uyku kaotik bir hal alıyor. 

Önce mutluluk, sonra başarı, önce mutluluk sonra zenginlik. Şimdi uyumam lazım. Kimseyi bir şeye ikna etmeye veya öğretmeye çalışmıyorum. Öylece yazıyorum. Belki özensizce, çünkü yazınca mutlu oluyorum. Önce sağlık ve sonra mutluluk. Benim için sıralama böyle gidiyor. Belki böyle bir sıralama iyi olmamıza yardımcı olabilir. 

 

Doç. Dr. Osman Özgür Yalın  

  

© Copyright – All right reserved.