Alzheimer hastalığından nasıl korunabiliriz?

Herkes için olmasa da pek çok insan için Alzheimer hastalığı başlangıç yaşı geciktirilebilir veya önlenebilir. Erken başlangıçlı genetik geçişli hastaları saymazsak genetik bir yatkınlık olsa bile, ailede Alzheimer hastalığı olması riski sadece biraz artırabilir. Sizin de Anne babanız gibi Alzheimer hastalığına ileride yakalanma riskiniz belki aile öyküsü olmayan aynı yaştaki bir bireye göre 1,5 kat fazladır. Ama bu risk artışı düşünüldüğü kadar fazla değildir. 

Alzheimer hastalığı belirtileri görülmeden on yıllar önce beyinde hücresel değişiklikler başlamaktadır. Hastalığın başladıktan sonra durdurulması veya geriye döndürülmesi, yani tam şifa mümkün değildir ancak hastalık başlamadan on yıllar önce alınacak önlemler, bir takım yaşam tarzı değişiklikleri ile gelişiminin önüne geçilebilir. 

Alzheimer hastalarının üçte birden fazlasının basit önlemler ile önlenebileceği tahmin edilmektedir. Bunun için izlenecek yol hastalık için geçerli risk faktörlerinin tespiti ve değiştirilebilir risk faktörlerinin ortadan kaldırılmasıdır. Sağlıklı bir beyin için sağlıklı bir damar ağı gereklidir. Kalp damar sağlığı için zararlı hemen her şey Alzheimer hastalığı riskini de artırmaktadır. Sigara kullanımı Alzheimer hastalığı riskini 2 kattan fazla artırmaktadır. Alkol kullanımı ile ilgili kalp damar hastalıkları için hafif alkol alımının koruyucu olabileceğini gösteren çalışmalar olsa da, alkol hem Alzheimer hastalığı, hem de alkolik demans gelişimi riskini artırmaktadır. Alkol kullanımı ile ilgili aslında Dünya Sağlık Örgütü ile benzer şekilde biz hekimlerin görüşü açık ve nettir. 

Alkol insan sağlığı için zararlı, bağımlılık riski taşıyan keyif verici maddelerden biridir. 

Sigara ve alkol kullanımı Alzheimer hastalığı gelişimi riskini artırır. 

Obezite, hipertansiyon ve diyabet (şeker hastalığı) birbirine bağlı pek çok hastalığın gelişim riskini artırmaktadır. Bunlar içerisinde Alzheimer hastalığı riskini en çok artıran risk faktörü diyabettir. Şeker hastalığı varlığında gelişen unutkanlıkta ben hastalarımı özellikle daha dikkatli ve yakından izliyorum. Obezitenin önüne geçilmesi diyet kontrolü ve egzersiz ile mümkündür. Obezite hem diyabet, hem hipertansiyon gelişimi için en önemli risk faktörlerindendir. Fiziksel egzersiz, özellikle yaş ile uyumlu aerobik egzersiz kilo kontrolü, diyabet ve hipertansiyon gelişimi için koruyucudur. Açık havada yapılacak düzenli yürüyüşler D vitamini düzeyini de artırarak olumlu etki gösterir. 

Eğitim, fiziksel ve sosyal aktif bir yaşam Alzheimer hastalığı gelişiminden koruyucudur. Yüksek eğitim düzeyi en önemli koruyucu unsurların başında gelmektedir. İnsan sosyal bir varlıktır. Sosyal yönümüz sağlığımız açısından hemen her yönden besleyici bir vitamin etkisi göstermektedir. Yalnız yaşam, izolasyon, sosyal hayattan uzak, içe dönük bir yaşam Alzheimer hastalığı riskini artırmaktadır. İnsanlar ile iletişimin fiziksel ve yüz yüze arkadaşlıkların Azlheimer hastalığı gelişiminden koruyucu olduğunu biliyoruz. Sosyal medya veya telefon yolu ile değil yüz yüze temas ile oluşan faaliyetler çok değerlidir. 

Belki emekli olduktan sonra ortaya çıkan boşluğu geliri getirici değilse bile başka bir sosyal ortama, derneğe veya vakıf faaliyetlerine katılım ile zenginleştirmek depresyon ve hareketsizlik ile ortaya çıkabilecek pek çok sağlık probleminin önüne geçebilir. Bir dernekte sosyal faaliyetlerde bulunmak, kamu yararına gönüllü işlerde çalışmak sadece yardıma ihtiyacı olan insanlar için altın değerinde bir yarar sağlamakla kalmaz, fakat aynı zamanda emeklilik bunalımına girmenizi önleyerek sizin hayatınıza ve sağlığınıza da çok ciddi katkılarda bulunabilir. 

Bir insan yalnız da yaşayabilir, eşini kaybetmiş, ayrılmış, hiç evlenmemiş, çocukları başka şehirlere yerleşmiş, kendi dertleri ile uğraşıyor olabilir yahut hiç çocuğu da olmayabilir. Tüm bunlar, hiç birisi bir insanın yalnız bir yaşama muhtaç olduğunu göstermez. Sabah kalkıp kahvaltıdan sonra dışarıya, çocuk parkına yürüyüşe çıkılabilir. Orada etrafa bakarken, bir kafede kendi yaşına yakın birkaç insana yakın bir masaya oturup kulak misafiri olur ilk başta. Sonraki gün gene aynı insanlar belki aynı yerlerde oturuyorlardır. Biraz yaklaşıp tanışabilir. Kafede mutlaka bir garson gelecektir sipariş almak için onunla tanışıp sohbet etmeye başlayabilir. Sonra dönerken bir banka oturup etrafı çiçekleri, böcekleri, geçen arabaları izleyebilir. Bir marketten alışveriş yaparken kasiyerle kısa bir sohbet edip adını sorar tanışır. Sonra kasaptan kıyma alırken, kısa bir sohbet hem kasap, hem de sizin için iyi gelecektir. Birkaç şeker cebinizde sürekli taşırsanız illa ki sokakta oynayan çocukları gördüğünüzde onlara verebilirsiniz. İsimlerini sorar, tanışır sohbet edebilirsiniz. Çocuklar böyle sohbetleri severler. Bu ve benzeri pek çok fırsat size kendinizi iyi hissettirebilir. Ve hemen hepsi bedavadır. Bu tip dışa dönük, sevgi dolu bir yaşam dopdolu bir yaşamdır. Etrafındaki canlılara, ağaçlara, kuşlara, kedilere ve evet bizzat illa ki kendimiz gibi insanlara verdiğimiz sevgimiz bize mutlaka bir nevi iyileştirici, sihirli bir güç olarak dönecektir. Sevgi doğanın sihirli anahtarıdır. Etrafınız kötü insanlarla çevrili değil. Korkmayın. Doğanın kanunudur bu. Montaigne şöyle demiştir. ‘Doğa ana bize bir iyilik yapmış ve sağlığımıza iyi gelen şeyleri aynı zamanda zevkli bir hale getirmiştir.’ 

Yani işin özü şu ki evde birilerinin sizi aramasını telefonun başucunda bekleyip durmayı, sosyal medyada kimin ne yaşadığını takip etmeyi bırakıp dışarı çıkmanız beyin sağlığınız için yararlıdır. Çıkın dışarı alın, verin. Toplum mutlaka alıcıdır, sizden bir şeyler alır. Ama Ahmet Hamdi Tanpınar’a göre bu aynı zamanda bir veriştir. Toplum ve insanlar ile yapılan iletişim karşılıklı bir iletişim ve alış veriştir. Sosyal hayatta insan sürekli bir şeyler alır ve verir. Size başka insanlar pek çok şey öğretebilir, size pek çok şey katabilir. Sosyal bir hayat yaşamak için tatil planları yapmanıza gerek yok. İhtiyacınız olan her şey, muhtemelen evinizin karşı sokağında duruyor. Çıkın ve yaşayın. 

Depresyon bazen Alzheimer öncüsü olabilir. Biyolojik kökenli bir içe kapanmayı Alzheimer hastalarında başlangıç belirtilerinden bile önce görebiliyoruz. Böyle olsa da, olmasa da tıbbi destek yararlı olacaktır. İleri yaş depresyonları her zaman Alzheimer hastalığı gelişimi riskini artırırlar. Psikiyatr desteği ile ilaç ve psiko sosyal destek alarak tedavi başlanmalıdır. Bu sayede ileride gelişecek Alzheimer hastalığı geciktirilebilir veya önüne geçilebilir. 

Başlangıç ile bitirelim. Beynimizin çalışması için dış dünyadan bilgi, girdi gelmesi gerekir. Bilgi arayan insanlara yararlı olması dileklerimle.

Doç. Dr. Osman Özgür Yalın 

© Copyright – All right reserved.